Gün geçmiyor ki çocuklara yönelik cinsel istismar ve taciz haberiyle karşılaşmayalım. Bu konuda farkındalık yaratmak için Bodrum’da, Bodrum Belediyesinin katkılarıyla Fethiye Çocuk İstismarlarını Önleme Derneği ve Karia Rotary Kulübü’nün ortaklığında “Çocuk İstismarları ve İhmali Farkındalık Paneli” düzenlendi. “Dokunma” temalı panele konuşmacı olarak katılan Eğitimci, Yazar Barış Aygener ile gerçekleştirdiğimiz röportajda cinsel istismara uğrayan çocukları, istismarcıyı ve istismardan korunmanın yollarını konuştuk.

İstismar nerede başlar, nerede cinsel istismar adını alır?

Bir kişinin başka birini psikolojik ve/veya fiziksel zarar göreceği bir eyleme maruz bırakması ya da zorlamasıyla istismar başlar. Cinsel istismar, istismar türlerinden biri ve en ağırıdır. Cinsel istismar söz konusu olduğunda eylemin cinsel içerik taşımasından bahsediyoruz. Siz daha çok cinsel istismar ve taciz üzerine konuşmak istiyorsunuz.

Panelde doğru bildiğimiz yanlışlar başlığında söyledikleriniz çok etkileyiciydi.

Evet. Doğru diye bağrımıza bastığımız fakat yanlış olan kabullerimiz var. Bunlardan söz edelim. “Eğitim seviyesi arttıkça cinsel istismar azalır. İstismar çocuğa uzak insanlardan gelmektedir. Evli ve çocuklu olanlar tacizden uzak durur. Kızlar istismara daha fazla uğrar. Dinsel kimliği ile öne çıkanlar istismardan uzaktır. Cezaları artırırsak sorun çözülür, sürekli gündemde tutarsak sorun azalır.” şeklindeki yargılar gerçeği yansıtmamaktadır. Oysa araştırmalar, cinsel istismarcının eğitimi ile eylemi arasında bir ilişki kuramamaktadır. Eğitim belirleyici bir faktör değil yani.  Bazen eğitim düzeyi hastalıklı dürtüselliklerini saklamada işlerine bile yarayabiliyor. Dünya düzeyindeki araştırma ve raporlar, cinsel istismar ve tacizin çoğu zaman çocuğun tanıdığı hatta çocuk üzerinde otorite olabilecek birinden geldiğine işaret ediyor. Ben de tacizin sıklıkla çocuğun tanıdığı, güvendiği kişilerden- ebeveyn, akraba, kardeş, arkadaş, öğretmen, bakıcı – geldiğini düşünüyorum. Ailelerin “bizde olmaz” yanılgısını bırakıp çocuğun yakın ilişki kurduğu kişiler konusunda en az yabancılar kadar dikkatli olmaları gerekiyor. Yine demografik özellikler istismarcıların evli ve çocuklu olduklarını söylüyor. Kızlar ve erkekler aşağı yukarı eşit oranda cinsel istismara maruz kalıyorlar. Kapalı gruplaşmalarda, yurtlarda, yatılı okullarda, sağlıksız dinsel gruplaşmalarda, katı disiplin odaklı sosyal birlikteliklerde açık gruplaşmalarda yaşanandan daha fazla görülüyor istismar. Cezaları artırırsak sorunu çözeriz anlayışı gerçekçi olmadığı gibi ceza alıp çıkanlar arasında tekrar bu suçu işleyenler de az değil. İstismarı sürekli gündemde tutmak farkındalığı artırıyor fakat insanlar bir süre sonra konuya duyarsızlaşabiliyorlar. Ne kadar hassas bir durum da olsa aşırıya kaçan uyarılar sorunun olağanlaşmasını beraberinde getirebiliyor. Diğer taraftan aşırı korumacı ailelerin artmasına neden oluyor ki bu da pedagojik anlamda istenmeyen başka bir durum. Bir de medyada istismarcının hasta rolü oynadığına şahit oluyoruz. “Elimde değil” diyorlar, tamam bunlar hasta insanlar fakat bildiğimiz anlamda değil. Çünkü biliyoruz ki organize yaklaşıyorlar. Çocuğu gizli bir yerde, örneğin geceleyin, onun söyleyemeyeceği bir noktada yalnız yakalıyorlar. İşte bu doğru bildiğimiz yanlışlar, bildiğimiz metotları geçersiz kılıyor ve güvendiğimiz sistemlerin ayarını bozuyor.

Çocuklara nasıl yaklaşıyor istismarcı?

Öncelikle istismarcı, öz güveni düşük biri, haz odaklı. Otoritesini kullanabileceği hedefleri seçiyor yani maruz bırakma peşinde. Engelleme ve durdurma konusunda inisiyatif alamayan, zayıf, sessiz, kendini ifade edemeyen, çığlık atamayacak denli ürkek, duygusal açlık içinde olanı seçiyor. Zihinsel engellilerin tercih edilmesindeki neden de bu. İstismarcı delil de bırakmıyor, uygun çocuğu seçiyor ve anı kullanıyor. Nasıl mı yaklaşıyor demiştiniz? Şiddet ve rüşvetle yaklaşıyor. “Sana, ailene zarar veririm, anneni öldürürüm, suçunu açıklarım…” gibi tehdit ve şiddetle ya da “Sana küçük hediyeler getirdim, seni herkesten çok seveceğim, iyi not veririm…” gibi rüşvetlerle. Çoğunlukla istismarcının çocuğun tanıdığı, sevdiği, güvendiği bir kişi olması durumuyla beraber düşünün lütfen bu tutumları. Yani istismarcı oldukça planlı ve manipülatiftir. Hedef aldığı çocuk üzerinde etkisini ve baskısını giderek artırır ve sıklıkla çocuğun ilk aşamada bu durumdan kaygı duymaması için çabalar. Bunun bir oyun olduğunu, sevgi ifadesi olduğunu söyleme ya da söylediğim gibi çocukları çeşitli vaatlerle kandırma hatta tehdit yoluyla korkutma söz konusudur. Çocuğun durumu değiştirmek yönünde hiçbir gücünün olmadığını yerleştirmeye çalışır.

Hedef çocuklar, hem de…

Evet. Zaten çocuğun kategorik olarak yeterliliği, kendini savunma olanağı sınırlı. Bu kategori içinden de yetersiz ve sessiz olanı, psikolojik olarak en zayıf halkayı hedefliyor.

Peki, bir çocuğun cinsel istismara, tacize maruz kaldığı nasıl anlaşılır?

Ben çocukların her yaşta istismarı anlayacağına ve kendi yaşına özgü sözel, davranışsal ya da bedensel ifadelerle bunu çevresindekilere anlatabileceğine inanıyorum. Yeter ki çocuğun çevresinde çocukla yeteri kadar ilgilenen ve ona güven veren yetişkinler olsun, çocuk anlattığı zaman kendisine inanılacağını ve kendisinin korunacağını bilsin.

İpuçları veriyorlar, o halde.

Çoğu zaman doğrudan anlatmalar biçiminde olmuyor. Fakat çocuk âdeta çığlık atarcasına tepki verir, anlayanına tabi. Onu yakından tanıyıp gözlemleyenler için açıklanamayan değişiklikler gösterir. Uykularında düzensizlik, sık ve nedensiz ağlama, iç çamaşırında leke, yırtık görülebilir. Okul başarısı düşer, arkadaşlarıyla uyumu bozulur, korku ve kaygıda artış olur,  yaşının altındaki davranışlara geri döner. Gece işemeleri, tırnak yemeleri başlar, yemek yemez, iştahsızdır, içine kapanır, üzüntülü ve keyifsizdir. Birdenbire takıntı, kendine zarar verme davranışları baş gösterebilir. Cinselliğe aşırı ilgi duyabilir, yaşına uygun olmayan cinsellik tutumları sergileyebilir. Sıraladığım duygusal ve davranışsal tepkilerin dışında hiçbir tepki göstermeyen çocuklar da olduğu unutulmamalıdır.

Fark edildi, sonraki aşama çocuğun dile getirmesi değil mi?

Evet. Açıklama için çocuklar büyüklere ihtiyaç duyarlar. Bu büyükler de anne baba, rehber öğretmenler olur genelde, kısacası yakın bulduğu ve güvendiği kişiler.  İstismar aileden ya da çocuğun güvendiği yakın bir kişiden geldiğinde çocuklar, durumu saklama eğilimindedirler. Bunu kendilerine inanılmayacağını düşündükleri, bu durumdan ötürü kendilerini suçladıkları ya da durumu açıkladıklarında ailenin dağılmasından korktukları için yapabiliyorlar. Burada uzmanlık devreye giriyor işte. Öncelikle çocuklar rehber öğretmenlere güveniyorlar, bu güven zemini süreç içinde oluşuyor. Bizi idareden görmüyorlar, kendilerine yakın buluyorlar. Bizler görüşmelerimizi güven esasına dayalı olarak ve gizlilik içinde yapıyoruz. Genellikle de yargılamak ve eleştirmek yerine anlama eğiliminde oluyoruz.  Ayrıca bizler sadece sözel ifadelerle iş görmüyoruz, birçok değerlendirme ölçeğimiz var. Örneğin resim yorumlamalarımız var, projektif testleri kullanıyoruz. Son yıllarda oyun ve dramayı da kullanıyor benim gibi birçok meslektaşım. Aynı kişinin mağduru olan başka bir çocuğun konuşmasının ise anlatmaya çekinen diğer çocukların konuşmasını da kolaylaştırdığı görüyoruz, bu aşamadan sonrası çorap söküğü gibi geliyor zaten.

Çocuk istismarı ve tacizler, son yıllarda belirgin oranda arttı mı yoksa bunların görünürlüğü mü arttı?

Her ikisi de.

Farkındalık yaratmak için neler yapılabilir?

Aileler çocuklara beden sağlığının önemini, güvenliğini nasıl sağlayacağını, hayır demeyi mutlaka öğretmeli. Bedenin aidiyeti, sınırlar ve izinler anlatılmalı. Her şeyden önce çocuklara, onların isteklerine ve beden farkındalıklarına saygı duymayı biz öğrenmeliyiz. Eğer onlara saygı duyarsak “sana sarılabilir miyim, seni öpebilir miyim?” diye sorarız ve çocuk istemediğinde ona zorla sarılıp istediğimiz gibi öpmeyiz onu. Çocuk,  böylelikle kendisine saygı duyan kişinin davranışı ile zor kullanan kişinin davranışı arasındaki farkı anlamış olur. Aynı zamanda aileler çocuğa cinsel konularla ilgili konuşmaya açık ve hazır olduklarını hissettirmeleri ve çocuğu bu konuda merak ettiklerini kendileriyle konuşmaları için teşvik etmeli.  Ayrıca aileler arkadaş ortamında ya da internette çocuğun maruz kaldığı şeyleri takip etmeli. Ne yazık ki cep telefonu, tablet çocukların eline veriliyor, çocukların ne yaptıklarının arkası kovalanmıyor. Ebeveynler İnternet koruma programlarını kullanmalı. Aileler yakın çevrelerine alıcı gözle ve dile getirilen farkındalıkla bakmalı, tehlikenin yakınlarda olabileceğinin bilincinde olmalı. Fakat dillendirdiğimiz önerilerin uyanık olma durumuna dikkat çekmek olduğunu unutmayalım. Yoksa her şey ve herkesten kuşku duymalarına neden olup kendilerinin ve çocuklarının huzurunu bozmak değil niyetimiz. Kitapçılarda farklı yaş grupları için cinsel eğitime yönelik pek çok kitap var. Aileler bunları alıp gerek hikâyeler okuyarak gerekse hangi konuda nasıl bilgi vermeleri gerektiğini öğrenerek onlara doğru mesajları iletebilir. Elbette, asıl önemli olan çocuğa yaşına uygun bilgi vermek ve onunla konuşmaktan çekinmemektir.

Cinsel istismara ve tacize uğramış bir çocuğun belirli bir süre yardım alması gerekiyor, değil mi?

Kendisine inanan ve destek veren bir aile ortamının olması çocuğun travma ile baş etme ve travmanın etkilerini azaltma sürecinde ona  büyük destek sağlayacaktır. Bununla birlikte cinsel istismara maruz kalan çocuğun ve ailesinin acil profesyonel yardım alması ve tedavi görmesi gerekmektedir. Tedaviyle çocuklar, öz saygılarını yeniden kazanabilir ve bu olaydan kaynaklanan suçluluk, kaygı, korku, öfke gibi duygularla baş etme becerileri geliştirebilirler. Dolayısıyla olayı unutmalarını sağlayamasak da bu olayın hayatlarının geri kalanını olumsuz etkilemesinin önüne geçmiş olabiliriz.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Toplumsal anlamda bütünleşmiş toplumların toplumsal kurumları organik bir biçimde çalışır yani aynı hedefe yönelir. Biz toplum olarak bunun oldukça uzağındayız. Bunu, sorunu tek bir kurumun üzerine yıkmanın, çıkartılacak ağır bir yasadan umut beklemenin yanlış olduğunu anlatmak için söylüyorum.  Aileden eğitime, medyadan güvenlik güçlerine, hukuktan dini kurumlara kadar toplumsal kurumların her biri aynı amaca yönelmeli, elbette sistemli ve bütünsel bir politikayla.

Samimi açıklamalarınız ve yönlendirmeleriniz için teşekkür ederiz.

Ülkemizi çok üzen bu hassas ve önemli konuyu gündemde tuttuğunuz için ben teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir