2019-2020 öğretim yılının ilk zili pazartesi günü çalıyor. Yaz tatili sonrasında milyonlarca öğrenci yeniden okullarına dönüyor. Bu sene okula başlayacak 1.sınıflar için durumun daha özel bir anlamı var. Sorunsuz bir başlangıç için önerilerini almak üzere Eğitimci, Yazar Barış Aygener ile görüştük.

Okula yeni başlayacak çocukları ve ebeveynleri bekleyen değişiklikler nelerdir?

Çocuklarımızın okula başlaması hem aile hem de çocuk için heyecan verici bir olaydır. Sevinç, kaygı, korku gibi birçok duygu birlikte yaşanır. Bu duyguları yaşamak öğrencisinden öğretmenine, anne babadan anneanne babaannelere, servis şoföründen komşuya kadar, tüm paydaşlar için son derece olağandır. Bu durumu doğal karşılayıp doğallık içinde yaşamak gerekiyor. Fakat görüyorum ki bu doğal duyguları yaşamın doğal akışı içinde yaşayamıyoruz. Görüp okuduklarımdan dolayı şaşırıyorum, bedenimi heyecan kaplıyor. Artık oyun dünyasından yeni kopan çocuğun halini siz düşünün. “İlk gün önerileri, çocuklarımızdan ayrılırken uygulayacağımız eylem planı, karşılaşacağımız olası problemler ve onlara çözüm yolları, biz ebeveynlere ilaç gibi gelecek otuz tavsiye” sorunsuz bir başlangıcın önündeki engelleri oluşturuyor. Aileleri gereksiz yere kaygılandırıyor. Biliyoruz ki kaygı bulaşıcıdır, söz konusu kaygıyı birbirimize bulaştırıyoruz, iç içe geçmiş duygularımızın tadına varamıyoruz.

Çocukların okula uyum süreci nasıl seyreder?

İnsanın yeniliklere uyum sağlamak için zamana ihtiyacı vardır. Bu, çocuklar için de geçerlidir. Çocukların eğitim yaşamlarını sürdürecekleri okula alışabilmeleri, okul çalışanlarından arkadaşlarına dek okul ekosistemi içindekileri daha iyi tanıyabilmeleri için zamana ihtiyaçları vardır. Süreci sakince, uyanık seyretmek ve profesyonelce yürütmek gerekir.

Çocuklar hangi nedenlerden dolayı okula gitmek istemeyebilir?

Anne ve babasından ayrılma kaygısı, aile bireylerinin birbirlerine bağımlı olması, ebeveynleri tarafından terk edilme korkusu yaşaması çocuğun okula gitmek istememesinin nedenleri arasında sayılabilir. Aslına bakılırsa çocuk belirsizliğin ve bilinmezliğin verdiği kaygıyla okula tepki geliştirebilir. Güven verici yaklaşım onları rahatlatacaktır.

Söz konusu kaygı durumunu neler besliyor?

Evde okul ve öğretmenle ilgili olumsuz konuşmalar çocuğu olumsuz etkiler. Bu konuyla ilgili herkesin söyleyeceği şeyler vardır fakat ne yazık ki büyükler çocukları gözeterek konuşmazlar çoğu zaman. Çocuk keşfe açık zekâsıyla olumsuz konuşmaları duyar. Başka bir besleyici unsur, ev içinde kural konmaması, çocuğun her dileğinin gerçekleşmesidir. Evin kuralsızlığına karşın okulun kurallı bir dünya olması, çocuk için evi cazip hale getirir. Aşırı koruyucu ya da aşırı hoşgörülü ebeveyn tutumları, evde kalan kardeşi kıskanma gibi nedenler de çocuğun okula karşı tepki geliştirmesini besleyen unsurlardandır.

Bu tepkiler çocuğu anlamak için önemli, değil mi?

Söz konusu tepkiler, gerek çocuğun mizaç özelliklerini anlamada gerek yaşadığı evin pedagojik atmosferini çözmede gerekse sosyal dünyasını keşfetmede özel bir öneme sahiptir. Verilen tepkiler, evde yolunda gitmeyen durumların bir işareti olabilir. Nasıl bir yerde elektrik sigortasının atması, o yerin elektrik tesisatında, kullanılan cihazlarda bir sıkıntı olduğuna işaretse tepkilerin niteliği ve şiddeti de izlenmesi gereken yolun haritasını belirler. Elbette tepkiler zaman içinde geçecek, yaşam sıradanlığına dönecektir fakat bu dönemde verilen tepkilerin peşi kovalanmalıdır. Aileler ve okullar gerekli önlemleri almalıdır.

Çocukların günümüzde  sıklıkla karşılaştığı eğitim anlayışı baskıcı mı?

Bununla birlikte okuma yazmayı öğrenmeye dayalı performans beklentisi de minik çocuklar üzerinde ağır bir yük, baskı oluşturuyor. İlk okuyanın ilan edilmesi, bu konuda çocukların yarışa sokulması, çocuklar arasında yapılan karşılaştırmalar, iyi niyetlerle fakat çocuk üzerindeki etkileri hesaplanmadan düzenlenen törenler, yakalara takılan kurdeleler, oyun dünyasında yaşayan çocuğu derinden etkiliyor. Okuma yazma konusunda çocuklara verilmesi gereken duygular; hazdır, zevktir, keşfetmenin mutluluğudur. Okuma yazmanın zevkini yaşayan çocuk, yaşamı boyunca kendisi için gerekli olacak öğrenme becerileri için de önemli yatırımlar yapmış olur.

Okula karşı aşırı kaygı geliştiren ve tepkisel davranan bir çocuğa karşı ebeveynler nasıl davranmalı?

Anne babalara bazı önerilerim olabilir. Çocuğunuzun okula başlamasıyla kendi kaygılarınız arttıysa önce kendi kaygılarınızı kontrol etmeyi öğrenmelisiniz. Dile getirdiğim gibi kaygı bulaşıcıdır ve çocuğunuz kaygınızı kolayca algılayıp hisseder. Çocuğunuza serbestlik tanımakla beraber uymak zorunda olduğu bazı kurallar koyun. Ona karşı aşırı koruyucu veya aşırı esnek bir tutum takınmayın. Çocuğun okula yönelik olumsuz duygular beslememesi için okulun ve okumanın kazandıracağı güzellikleri ona sohbet havasında anlatın, onun üzerinde baskı kuran bir tavırla değil. Örneğin okulda kuracağı arkadaşlıklardan ya da anne baba olarak güzel yaşantılarınızdan örnekler verin. “Bebek misin, kocaman adam oldun, korkacak ne var?” gibi sorgulayıcı ve çocuğun duygularını baskılayıcı sözlerden uzak durun. Çocuğunuzu okul ve öğretmenle korkutmayın. Ona güven verin. Çocuğunuzun okula nasıl gideceğini, onu kimin bırakıp alacağını belirleyin ve bundan taviz vermeyin. Söz verdiğiniz zamanda orada olun. Okulun sadece çocukların bulunduğu bir yer olduğunu söyleyip anne ve babaların okulda bulunmasının doğru olmayacağını net bir dille açıklayın. Vedalaşma sırasında çocuğunuz ağlamaya başlasa bile ondan ayrılma konusunda kararlı davranın. Onu öpüp “Ben gidiyorum.” deyip geri döneceğinizi söyleyin, sonra da gidin. Kararsız, çekingen bir tavır sergilemeyin; örneğin iyi olup olmadığını kontrol etmek için durup arkaya bakmayın. İlk günler, çocuğunuza fazla soru sormak, aşırı ilgili davranmak onun uyumunu bozabileceğinden çocuğunuzun gözlemlerini kendisinin anlatmasını beklemek daha doğru olabilir. Ola ki çocuğunuz sabahları veya gece uyumadan önce okula gitmemek için sizi ikna etmeye çalışırsa herkesin sorumlulukları olduğunu kendi yaşamınızdan örnekler vererek anlatın.

Peki, tepki ne kadar sürebilir?

Uyum sorunları hafta başından haftanın sonuna doğru azalarak devam edecektir. Ancak araya hafta sonunun girmesiyle sorun tepe noktasına çıkabilir. Uyum sorunları yaşayan çocukların sıkıntılarının genel olarak ilk on gün içinde azaldığı görülür. Herkes için gerekli olan; sabır, anlayış, sakinlik ve kararlılıktır.

Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz.

Verimli, etkili bir eğitim yılı geçireceğimizi umuyor, öğrenme zevkinin tutkuya dönüşerek yaşam biçimimiz haline gelmesini diliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir