“Eskimiş sistemin ekmeğini yiyenlerden başka durumdan memnun olan var mıydı Allah aşkına? Genç beyinler dört ya da beş seçenekle iğdiş edilmemiş miydi, yaşama umut ve heyecanla bakması gereken gençlere yaşamdan kopuk müfredatı notla korkutarak sınavla tehdit ederek dayatmıyor muyduk? Okul alanı içinde nefes almalarına izin veriyor muyduk? Gençlerin saçıyla, küpesiyle, kolyesiyle savaşmıyor muyduk? Müfredat yetiştirmekten insan yetiştirmeye vakit kalıyor muydu? Notlar idareye teslim edildiği karne haftalarında okullara öğrenci çekebiliyor muyduk?”

“Sosyal yaşamda da eğitimde de işin sırrı insan insana iletişim kurmak, öyle değil mi? Öğrencinin de insan olduğunu, değerli bir varlık olduğunu hissettirmek, insana inanmak ve güvenmek, emek vermek; olumlu, sevecen, samimi yaklaşmak… Böyle yaklaşıldığında beden de cevap veriyor. Beynimizin tüm kıvrımları her ne yapıyorsak o işe katılıyor, bağlantılar kuruluyor. İşte o zaman her şey eğitim materyaline dönüşebiliyor. İşin sırrı sevgide, sevgiyle yaklaşmakta mı yoksa?”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir